Son Ada – Zülfü Livaneli

0
644
Zülfü Livaneli’nin Serenad isimli kitabını okuduktan sonra kitapta yazarın bahsini geçirdiği “Uykuda Sevilen Kızlar – Yasunari Kawabata” okumak istedim. Uykuda Sevilen Kızlar Romanından istediğim hazzı alamadığım için Zülfü Livaneli’nin Son Ada ile devam etmek istedim ve işte yine Zülfü Livaneli dedim. Her zamanki gibi merak uyandıran, kendini okutan, 2009 yılı Orhan Kemal’in ödülünü kazanan bir kitap ile karşılaştım.
Zülfü Livaneli kısa ve öz kitabıyla küçük bir adaya günümüzde karşılaştığımız benzer ve gerçeğin ta kendisi olan hadiseleri sığdırarak, lafı dolandırmadan sade bir dil ile anlatıyor.
Ada sakinleri, politikadan, siyasi ihtiraslardan uzak, hayatla barışık, mutlu ve huzurlu, doğayla iç içe yaşarlarken, emekliliğini geçirmek isteyen darbeci bir Albay adadan ev satın alarak yerleşmesi ile her şey alt üst oluyor. Albay ada sakinlerinin düzenini, yaşam şekillerini beğenmeyip adayı kendi isteklerine göre düzene sokma çabasıyla ve türlü türlü entrikalar ile yönetimi devralıyor ve akabinde cennet gibi adanın sonunu getiriyor.
Çok fazla detaya girmek ve kitabı okuyacakların alacağı hazzı azaltmak istemiyorum.
Sıkılmadan, yorulmadan okuyabileceğiniz, sayfa sayısı az olan, başlangıç seviyesindeki okuyucuları zorlamayacak kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitaptır.
Kitap Hakkında:
“Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.”
Yaşar Kemal
Son Ada’nın adsız anlatıcısı, adını kendisinin koyduğu bu yeri “son sığınak, son insani köşe” olarak niteliyor. Anlattığı, nerdeyse bir ütopya: “Herkes elinden geldiği kadarını, içinden geldiği kadarını yapıyordu.” Ancak bu durum uzun sürmez: Ülkenin darbeci başkanının emekliliğini huzur içinde geçirmek için adaya yerleşmesi, bu cennet adada yaşayanların huzurunu kaçıracaktır.
Başkan, Son Ada’yı her tür “anarşi”den kurtarmaya kararlıdır. Adanın halinden hoşnut toplumunu “çoğunluğun oyları neyi işaret ediyorsa onu yaparak” oluşturduğu “kurul”lar eliyle yönetmeye, adanın ağaçlıklı yolunu “park ve bahçe geleneklerine göre düzenlenmiş” bir hale getirerek başlar. Görünüşte her şey demokratik geleneklere uygundur.
Ütopya tam bir distopyaya dönüşürken, başta martılar, bu gidişe başkaldıranlar da vardır…
“Livaneli’nin bu benzersiz yaratıcı romanında, insan yapısı otoriteyle karşı karşıya… Yazar bizi dünyamız üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyor. Mutlaka okunmalı.”
Prof. Lenore Martin, Harvard Üniversitesi
“Romanı bitirdiğinizde, bir yurdu yok eden kişilerin, küçük bir adayı da kolaylıkla yok etmesinin doğal olduğunu anlıyorsunuz.”
Hasan Akarsu, Cumhuriyet
Livaneli’den alegorik ve sarsıcı bir roman…
Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.
Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler, sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olmak üzere, ada halkı dahil tüm canlılar Başkan’ın acımasızlığından payını alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır…
Livaneli Son Ada’da, düşsel bir ülkede yaşanan aslında hepimizin aşina olduğu olayları alegorik bir anlatımla verirken, politik ve kişisel ihtiraslarla topluma ve doğaya müdahalelerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor.
Sayfa Sayısı 184

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here