Sevgi ve Saygı Ölçümüz Yok mu oluyor? – Soner Yenimol

0
647

Sevgi, içinde saygıyı, ümide, korkuyu, sabrı, heyecanı barındıran yaşamımızdaki en önemli anahtar kelimedir. Başta insanoğlu olmak üzere yaratılmış hiçbir mahlukatın sevgisiz yaşaması mümkün değildir. Uzmanlar her gün güzel söz ile hitap edilen bir çiçeğin yapraklarının çok canlı olduğu, yeşerdiği, çiçek açtığı ve ömrünü sağlıklı bir şekilde devam ettirdiğini gözlemlemişken, her gün kötü söz söylenen bir çiçeğin zamanla yapraklarının sarardığını ve kısa zamanda solduğunu deneyleyerek görmüşlerdir. Sevgisiz hayatın lezzeti olmadığı gibi böyle bir hayatta huzur bulmakta çok zordur. Sevgiyle büyütülen bir çocuk ile içine sevgi katılarak yapılmış bir yemeğin lezzeti gibi içine sevgi katılmış her şey bambaşkadır.

Sevgisiz kalan kalplere zamanla bencillik, gamsızlık, merhametsizlik yerleşip gün gelip o kalp suç işler hale gelebiliyor. Araştırmalar gösteriyor ki her geçen gün suç işleme oranı ve gençlerin uyuşturucu, alkol ve sigara gibi kötü alışkanlara bulaşma oranı hızla artmaktadır.  Türkiye yapılan son araştırmalara göre Dünya Huzur İndeksi sıralamasında 140 ülke arasında 115’inci sırada yer alıyor. Bu 140 ülke arasında 115’inci sıraya girmek için acaba nerede hata yaptığımızı kendimize sormamız gerekiyor.

Sevgi ve saygı ölçüsünü Yunus Emre’den, Hacı Bektaş-ı Veli’den,  Hz. Mevlana’dan öğrenen bir toplum nasıl oldu da böyle sevgisiz oldu? Sohbet ve muhabbet etmek diye tabir ettiğimiz buluşmalarımızın adı “Geyik Muhabbeti” oldu. Bu yaşadığımız durum hiç hayra alamet değil. Şöyle bir durup düşünmeli ve silkelenmeliyiz, kendimize bakmalı, nereye gidiyoruz, kime faydamız var, sevdiklerimiz için ne yapıyoruz sorularına cevap aramalıyız. Bayramlar hariç anne ve babamızın elini en son ne zaman öptük. Anne ve babamıza, arkadaşlarımıza, seni seviyorum kelimesini hiç kullanıyor muyuz? Şimdi bu söylediklerimin muhasebesini yapmak bile eminim hepimize zor geliyordur. Bütün bunları yapamadığımız gibi etrafımıza sevgi gözüyle bakamaz olduk ve farkında olmadan “Ben merkezli” olmaya başlayarak, her şeyde ben bilirim dedik.

Sevgimizi zevklerimiz uğrunda harcıyoruz. Örneğin, bir asgari ücret kadar parayı bir köpeğin aylık mama parası için harcayan insanımız, ayağına ayakkabı alamayan, evine ekmek götüremeyen bir insan için bir lira harcamıyor. Çünkü burada sevgimizi zevklerimiz için harcıyoruz.

Sonuç olarak toplumun sevgiyi yeniden bulması için içimizdeki sevgiyi doğru yerlere kanalize ederek harcamalıyız, sevgiyi çocuklarımıza doğru anlatmalı, doğru yerlere ulaşmasını sağlamalıyız.

Sonsuz ve doyumsuz sevgilerimle,

Soner Yenimol

soneryen@gmail.com

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here