Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali

0
663

Kuyucaklı Yusuf’un yayım yılı 1937 yılıdır. O tarihe kadar öykücü olarak bilinen Sabahattin Ali’nin bu ilk romanı bende duygusal bir his bıraktı ve Türkiye’nin geçirmekte olduğu toplumsal/kültürel değişimi daha net bir şekilde görmeme vesile oldu.

Yazar betimleme gücü yüksek bir yazım diliyle, içine alıp götüren bir roman yazmış. Okumanızı kesinlikle tavsiye edebileceğim, okunması bir günü almayacak bir kitaptır.

1903 yılında Aydın’ın Nazilli ilçesine bağlı Kuyucak Köyü’ne eşkıyalar basarak, bir karı ve kocayı, evlerinde ve üstelik 9 yaşındaki ufak çocuklarının gözü önünde katlediyorlar. Bu çocuğun adı Yusuf’tur ve Kuyucaklı Yusuf adı, köyün adından gelmektedir.

Olay yerine intikal eden savcı, doktor, jandarma ekibi içinde olan Kaymakam Selahattin, Yusuf’un, ölmüş ana ve babasından başka hiçbir kimsesi olmadığından dolayı merhamet edip, Yusuf’u alarak kendi evine getirir.

Kaymakam Selahattin’in, Yusuf’tan çok daha ufak, Muazzez adında bir kızından başka çocuğu yoktur. Kaymakamın eşi Şahinde, Yusuf’u istemez ve sürekli eşine iğneleyici laflar sokar. Zaten huzurlu olmayan aile ilişkileri daha da sorunlu bir hal alır.

İlerleyen zamanlarda, köyün zibidilerinden ve herkesin yaka silktiği köyün zenginlerinin Hilmi Bey’in oğlu, zibidi, serseri tiplerden olan Şakir, Muazzez’e göz koyar. Şakir’in ailesinden sürekli rüşvet babında, Şahinde hanıma bilezik hediyeler gelmekte olduğundan, Muazzez’in illa Şakir ile evlenmesi istemektedir.

Kaymakam Selahattin ve evlatlığı Yusuf, zibidi Şakir’in, bir kızın ırzına geçecek derecede(romanda net anlayamadım ama anlatılan öyle) insan olduğunu öğrenmiş bulunduktan sonra bu işe mani olmak için elinden geleni yaparlar.

Ali, Yusuf’un en iyi arkadaşlarındandır ve çok temiz bir çocuktur. Ali’nin, Muazzez’de gönlü olduğunu bilen Yusuf, kardeşinin Ali ile evlenmesine gönülden razıdır fakat bunu Muazzez’e açtığı gün, Muazzez’in kendini sevdiğini itiraf etmesiyle olayların yönü değişir. Muazzezin gönlü, Yusuf’tadır. Oysaki Yusuf’ta Muazzez’e aşıktır.

Köyde bir düğün gecesi Şakir, Ali’nin,  Muazzez’i elinden alıyor düşüncesiyle, Ali’yi kasten öldürerek yalancı şahitler, Jandarma Komutanına rüşvetler ile cezaevine hiç girmeden kurtulur. Ali düğünde havaya sıkılan kör kurşunlar ile ölür fakat kimin öldürdüğü belli değildir.

Yusuf ile Muazzez kaçarak evlenirler, Kaymakamın gönül koymaması sebebiyle, kaçmaya gerek kalmadığı için eve dönerler hep birlikte yaşamaya devam ederler.

İlerleyen yıllarda Kaymakam Selahattin’in ölmesiyle, ailenin maddi manevi sorumluğu Yusuf’un üzerine kalır ve elinde mesleği olmayan Yusuf, çalışmak için sürekli başka köylere uzun süreli gitmek zorundadır.

Yusuf’un uzun süreli gidişlerinde, annesi Şahinde, eski yıllarında ve kocası sağ olduğu dönemlerde olduğu gibi, Hilmi beylere, (Şakir’in babası) misafirlere gidip gelmeye tekrar başlar. (Aklı dışarıda anlayacağınız.) Bu ziyaretler kadınlar arasından çıkıp, Hilmi bey ve Şakir bey’inde olduğu yemek masalarına kadar ilerler, annesinin zoruyla bu yemek toplantılarına Muazzez’de iştirak etmeye başlar. Bir müddet sonra bu yemek toplantılarına içkide girer. Muazzez içki ile tanışmaya başlar. Daha sonrasında aynı toplantılar, Şahinde hanım ve Muazzez’lerin evinde devam eder. Artık Hilmi bey’in eşi bu toplantılar iştirak etmez. Sadece Hilmi ve oğlu Şakir’den ziyade, yeni tayin olan kaymakam, komutan, ud ve orkestrada her gün Şahinde ve Muazzez’lerin evindedir. Muazzez insanların kucağında dolaşmaya başlar. Bu kucak dolaşmaları, öpücükler, elleşmeler ile devam eder. Yusuf’un olaylardan haberi yoktur ama bir gün erken döndüğünde şahit olur ve silahı ile herkesi öldürür. Muazzez’i alır atına binip kaçar fakat Muazzez’de kurşun yemiştir…

Kitap beni etkiledi. Taşra’larda yıllar önce yaşanmış hayatlardan esinlenildiği aşikardır. Ben bir çok detayı aktarmadım. Kitap oldukça, detaycı, eleştirisel, insanın düşündüren, okurken derin düşüncelere dalıp çıkartan bir kitaptır. Arşivimde yıllarca saklayacağım, tekrar tekrar üşenmeden okuyacağım bir kitap.

Kitap tanıtımından alıntı :

Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez’in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf’un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu.”

Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hiyakesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.

Sayfa Sayısı: 220
Yazar: Sabahattin Ali

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here