Depresyon Oluşumunda Etkili Olan Kişisel Özellikler

0
555

-Öfke ve nefretin, çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır. Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).

– Kişinin kendisi, çevresi ve gelecekten beklentileri, idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.

– Kişinin süper egosu ( üst benlik) o kadar kuvvetli ve baskındır ki sürekli kişiyi kısıtlayıp, suçlar, zevk verici, rahatlatıcı etkinliklerden ala koyup, adeta işkence eder.

-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki, kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.

-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.

-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.

– Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif, bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.

Her ne kadar depresyon yalnız hissettirse de çoğu araştırmada % 8-20 oranında major depresyon düzeyinde depresif şikayete rastlanmıştır. Kalıtımsal eğilimin olduğu major depresyon vakalarının 30 lu yaşlarda en yüksek düzeyde olduğu gözlenmiştir. Major depresyonun erkekler için hayat boyu görülme olasılığı % 2-12 ; kadınlar için % 5-26 arasında bulunmuştur. Araştırmalara göre her yıl major depresyon hastalarına yüz bin kişide 247-598 kadın; 82-201 erkek yeni vakanın eklendiği saptanmıştır.

Kadınlarda neredeyse erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyona girerler.Bu yüksek riski taşımaları; ergenlik çağında yaşadıkları kısmen hormonal değişiklikler, aybaşı, menopoz ve hamilelik yüzündendir.

Erkeklerin depresyon riskleri daha az olmasına rağmen, yardım almak isteyen erkeklerden muhtemelen daha fazla sayıdadırlar. Onlar da tipik depresyon belirtileri gösterirler fakat kadınlara göre daha asabi ve saldırgan olurlar veya alkol, uyuşturucu gibi maddeler kullanarak maskelemeye çalışırlar. İntihar, depresyona giren erkekler için ciddi bir risktir ve intihar vakaları kadınlara nazaran 4 kat daha fazladır.

Yaşlılar; sevdiklerini kaybetmiş ve artık yalnız yaşamak zorunda kalabilirler. Artık fiziksel olarak rahatsız ve daha önce yapabildikleri aktiviteleri yapamaz halde olabilirler.Bütün bu değişimler depresyona katkıda bulunabilir.sevdikleri bu belirtileri yaşının getirdiği sonuçlara bağlayabilirken zaten bir çoğu bu belirtileri konuşmaya bile isteksizdirler.Sonuç olarak yaşlı insanlar depresyon için tedavi olmayabilirler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here