CEO Nedir? Ne Yer, Ne İçer?

0
592

CEO’lar suşi yer, golf oynar, bilemedin badmington…
Hani çocuğa sormuşlar ya; “kasabayı kim yönetir” diye, çocuk da “şerif” demiş.. İşte CEO’yu da bir nevi şerif gibi düşünebiliriz. Bulabildiğim başka tanımlar; Bir şirketteki en yüksek dereceli yönetici, icra kurulu başkanı, murahhas aza, çiftliğin kahyası.. Kendisine ait olmayan bir şeyi yüceltmek uğruna hayatını veren kişi.. kurumsal kahraman… Kaptan…

İngilizce “Chief Executive Officer” kelimelerinin kısaltması olan CEO, bizde niye bu kadar tuttu? Yönetim Kurulu Başkanı, Genel Müdür gibi ünvanların artık yüzüne bile bakmıyoruz. Çoğunluk tarafından anlaşılamayan pek çok şeyi daha muteber ve “havalı” bulduğumuzdan mıdır bilinmez, çabucak benimsedik. Dahası, CEO’nun ne olup ne olmadığına dair, ulusal basından, ihtisas yayınlarına, her türlü içeriğe sahip web sitesinden, mizah dünyamıza kadar geniş alanda literatür üretiyoruz.

Mesela bir çok dergi “ceo’lar üzerinde araştırma yaptık, ceo’nun iyisi şöyle olmalıdır, biraz da böyle olmalıdır” çerçevesinde yazı yarışı yapıyorlar. Bu yazılardan bir kısmına göz attık ve kısa mı kısa bir özet çıkarmaya çalıştık. (Yalnız yazının devamında ceo sözcüğü yerine, bu “Chief Executive Officer” açınımındaki ilk sözcüğü, yani “Şef” sözcüğünü kullanmaya karar verdim.) Diyorlar ki, “şef’ler, liderlik niteliklerine sahip olmalılar. (Tabii ceo’yu “şef” yapınca, bu cümle de şaka gibi gözüküyor) Şefler, belli riskler taşıyan kararları almak ve zamanında almak sorumluluğundalar. Liderlik özelliği taşıyan şefler, tutarlı kararlar almak konusunda da daha başarılılar. Newsweek Dergisine göre de başarılı, lider vasıflı şeflerde narsistik kişilik bozukluğu var. Yani kendilerine aşıklar. Hep şahane düşündüklerini düşünüyorlar ve asla ikna olmuyorlar. Güngör Uras, Milliyet’teki köşesinde “Aile şirketlerinde ‘ceo’ olmaz, ‘işgüder’ olur” diyerek, “patrondan şef olmaz” gibi bir anlam çıkarabileceğimiz görüşünü aktarmış. (Niye olmuyormuş? Adam bir hayal oluştursun, hayata geçirsin, uğraşsın, didinsin ve kadrosunda kaç kişi olursa olsun, yine de en çok didinen ve en az tatile çıkan kişi olsun, sen adama “senden ‘ceo’ olmaz” de. Adamcağızdan -gereği hasıl olduğunda-şirketin şöföründen, satış elemanına, proje yöneticisinden, insan kaynakları müdürüne kadar her şey olmuş da ‘ceo’ olmuyormuş. Heleee..)

Tempo Dergisi’ndeki röportajında Tofaş’ın eski ‘şef’i Jan Nahum da, bu ‘ceo’ işini çözemediğini, bir türlü alışamadığını anladığımız ifadelerinde: “Kartvizitte ‘ceo’ yazılsın diye yer-gök yerinden oynuyor. Hayatını bir gün ‘ceo’ olmak için dizayn eden insanlar var. Dehşetle izliyorum. Bence gerçekten bu bir hastalık. Becerisi ve yaratıcılığı az olan insanlarda bu hastalık daha ağır oluyor.” diyor. Muhabir sormuş: “Yaratıcı CEO olamaz mı?” diye. “ Olur tabii” demiş adam, “ama onun derdi o değildir. Bill Gates~in CEO olmak gibi bir meselesi olabilir mi sizce?” Sorucu yine hamle yapmış: “Mesela eski bir yönetici bir röportajında, “Hareket eden her şeye ateş ederim” demiş.” Nahum da itiraf etmiş: “ Demek ki, onlar hakiki CEO~lar. Ben değilim. Onlar üstün bir ırk. Belki gerçekten hakiki olanlar ve olmayanlar vardır. Ben olmayanlardanım ve bu, hoşuma gidiyor. O dediğiniz türden reflekslerim hiç olmadı. Herhalde onlar başka türlü bir şey. Neyse… Benim giremediğim bir zümre onlar. Ben bu dediklerinizin anti-tezi oluyorum.”

Fortune, infomag gibi dergilerde “şef”ler ne kadar süre görevlerinde kalıyorlar sorusuna yanıt aranmış ve görülmüş ki, eskiden 20 küsur sene aynı şirkette kalıyorken, bu süre giderek düşüyormuş. Bir başka araştırma da “herkesin ceo olmak için yanıp tutuştuğunu nereden çıkarıyorsunuz. Biz araştırdık ve gördük ki ceo’ların %60’ı ceo olmak istemiyor. Sorumluluk çok, stres çok. Yani hiç matah bi şiy değil ceo olmak” deniyor.

Bazılarının “genel müdürün üstü, yönetim kurulu başkanının altı” bir yönetici konumu olarak tanımladığı CEO~ların kavramını Türkiye’de ilk kez Koç Grubu kullanmış. Ondan sonra, profesyonel yöneticilerin en üst düzeyini ifade edecek biçimde yaygınlaşmış bu ingilizce kısaltma. Ama okuduklarım içinde, mutabakat sağlanmış görünen en tutarlı tesbitlerin; şeflerin mutlaka kıvrak bir zekaya sahip, sistematik düşünen ve cesur olmaya mecbur kişiler olması gerektiği yönündekiler. Bir çıkarsama da benden; şefler, yönettiği kişilere aslında hiç benzemediği halde, benzer görünme başarısını gösteriyorlar. Zira “insanlar kendilerine benzeyenlerden ilham alıyorlar, otoritelerden değil..” Bir de onlar için söylenen şu sözler var: “Gerçek lider, mutlaka büyük işler başaran değil, insanların büyük işler başarmasını sağlayan kişidir.” “Nasıl”ın cevabını verenin daima bir işi olur. “Neden”in cevabını veren de daima onun lideri olur.” “Şef, motivasyonu sağlar. Motivasyon, insanlara yaptırmak istediğiniz şeyleri, sanki kendileri öyle istiyorlarmış gibi yaptırma sanatıdır.”

Kaynak: Dr. Oya BAKIR