Sevgi Gönlümüzün Paha Biçilmez Giysisi – Soner Yenimol

0
779

Sevgi, sevilen kişiye, hiç karşılık beklemeden sunulan müstesna ve hayatımıza yansıtamadığımız önemli bir duygudur. Günümüzde artık sevgisizlik almış başına gitmekte, sevginin taşıdığı mana, hafızalardan silinmekte ve yüzeyselleşmekte.

Oysa bir zamanlar, akraba sevgisi, kardeş sevgisi, komşu sevgisi her şeyden önde gelirdi. İnsanlarımızda kusur aramak, yüze vurmak, dedikodusunu yapmak, arkasından konuşmak, başarılarını çekememek yoktu. Çünkü onlar, “yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmesini” büyüklerinden çok iyi öğrenmişlerdi. Bir zamanlar, küçük büyüğünü toplu ulaşım araçlarında hiç ayakta oturtmaz, gördüğü anda yer verirdi. Şimdiki toplu taşıma araçlarında ki gibi görmezden gelmezlerdi. Karşıdan karşıya geçemeyen yaşlı bir vatandaşa yardımcı olurlardı. Cenazesi olana herkes gider acısını paylaşır, düğünü olana da yine hep beraber gidilip sevinci paylaşılırdı. Doğaya, çiçeklere, yeşile bile sevgi vardı, şimdi çiçekler bile aşırı para hırsı yüzünden ticaret eşyası haline geldi, hatta yapma çiçekler fabrikalarda binlerce üretilip, solmayan, kokmayan, su ve toprak istemeyen ruhsuz hale getirildi. Tıpkı sevgiyi yok edenler gibi. Akraba sevgisi, komşu sevgisi eskiden çok daha önemliydi, köylerde hamurlar birlikte yoğrulur, tandırda ekmekler birlikte pişirilirdi. Bayramlarda hep beraber baklavalar açılır, iftar, sahur yemekleri birlik ve beraberlik içinde yenilir ve bayram sevinçleri hep beraber yaşanırdı. Oysa şimdi tandırda beraber ekmek pişirmesek bile, hep beraber baklava açmasak bile hiç olmazsa bayram sevinçlerini birlikte yaşayabilir, birbirimize daha fazla sevgimizi gösterip, daha sık gidip gelebiliriz.

Mesela “Seni Seviyorum” kelimesi günümüzde sadece flört edenlerin kullandığı bir kelime olarak algılanır. Hâlbuki anne ve babalar çocuklarına, çocuklar anne-babasına, torun nenesine, dedeler-nineler torunlarına, bibimize, emimize, dayımıza, teyzemize vs. vs. arkadaş arkadaşa, akraba akrabaya, “Seni Seviyorum” diye bilmeliyiz. Çünkü bu mutluluğun, birlik ve beraberliğin formülüdür, çünkü karşımızdakine sevdiğimizi söylediğimizde yüzünün somurtkanlığının gülümsemeye dönüşeceğine emin olabilirsiniz. Tabi ki sadece “Seni Seviyorum” da her zaman tek başına yeterli olmayabilir. “Su dökmek, çiçek sulamak demek değildir.” Çiçeklere bile hem sulamalı hem de tatlı dille sevmeli, sürekli iltifat etmeli ki daha güzel yeşersinler. Bizde akrabalarımızın, komşularımızın ve tüm sevdiklerimizin yüzüne sevdiğimizi söyleyip arkasından kuyu kazmamalıyız, dedikodu yapmamalı ve laf taşımamalıyız. Ben camımın önündeki menekşeyi sürekli suluyorum ama gonca vermiyor dediğimizde veya bir akrabamız için hiç aramıyor, sormuyor dediğimizde oda bizim sevgisiz bahçıvanlığımızdan ileri gelir.

Bir saat sonraya çıkacağımızın garantisi var mı? “O benim ne kadar sevdiğimi iyi bilir” demeyelim. Akraba, eşimiz ve dostumuzla birlik ve beraberliğimize özen gösterelim. Derneğimizde ve yapılan bir takım sosyal faaliyetlerde tek bilek tek yürek olalım. Bazen inandığımız şeyler doğru olmayabilir, bazı insanlarda bizi çok seviyordur fakat sevgisini gösteremiyor olabilir.

Şimdi bana ne yani her gördüğümüze “Seni Seviyorum” mu diyelim diyebilirsiniz. Yok, ama en azından akrabalarımızı her zaman evine gidemesekte arasıra telefonla arayalım. Sokakta kaldırımda yürüyen yaşlı, tonton bir büyüğümüzü gördüğümüzde selam verelim, gülümseyelim, akrabamıza, ailemize, eşimize ve dostumuza tebessümü esirgemeyelim. Akrabalarımızın ve kimsenin arkasından konuşmayalım, dedikodu yapmayalım. Ben köyümüzün halkında, bende dâhil olmak üzere bu eksikliği görüyorum. Aile, akraba sevgisinden nasibini almış bir insan, çok zengin, yatları katları olan sevgiden mahrum kalmış bir insandan daha mutlu olduğunu unutmayalım.

Bu vesile ile kırgınlıklarımızı azaltıp, aramızdaki küs olanları barıştırıp, kendimize ve etrafımızdaki herkese cömert davranalım.
Saygılarımla,
Soner YENİMOL

soneryen@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here